Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı yalnızca hastalığın yokluğu olarak değil, tam bir fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali olarak tanımlar. Bu tanım çok boyutlu ve olumlu bir çerçevede formüle edilmiş bir ilerleme olarak değerlendirilir.
Ancak yakından incelendiğinde indirgemeci kalmaktadır.
Bu tanım, yalnızca ölçülebilir ve görünür olanı dikkate alan doğa bilimsel-materyalist bir dünya görüşüne dayanmaktadır. İnsanın manevi boyutu — Yaratıcısıyla olan ilişkisi — yapısal olarak dışarıda bırakılmıştır. Çürütüldüğü için değil, bu paradigmada yeri olmadığı için.
Bu tutum, Napolyon Bonaparte ile Pierre-Simon Laplace arasındaki meşhur anekdotta somutlaşır. Modelinde Tanrı’nın rolünün ne olduğu sorulduğunda Laplace, bu hipoteze ihtiyacı olmadığını söylemiştir.
Kur’an tam da bu daraltmayı şöyle tanımlar:
يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِّنَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْآخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ
Surah ar-Rum 30:7
İslami Perspektif
İslami anlayışta sağlık, bireysel boyutların izole bir durumu değil, insan, yaratılış ve Yaratıcı arasındaki temel düzenin bir ifadesidir.
Kaynaklar sağlığı tek bir kavramla değil, ancak bir araya geldiklerinde tam bir resim oluşturan birden fazla kavramla tanımlar:
- Sıhha (صحة) fiziksel sağlığı, gücü ve bütünlüğü ifade eder. Peygamber ﷺ bu kavramı bilinen hadiste kullanmıştır:
اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ: صِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ
Narrated by al-Hakim, Mustadrak 7846
- Âfiyet (عافية) kapsamlı iyilik hali, güvenlik ve iç huzur anlamına gelir. Bu kavram Kunut duasında yer alır:
وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ
Dua al-Qunut, narrated by Abu Dawud 1425 and an-Nasai 1725
- Selâmet / Kalb-i Selîm (قلب سليم) manevi sağlığı — temiz bir kalbi ve samimi bir yönelişi ifade eder. Allah Kur’an’da kıyamet gününde ne malın ne de evladın fayda vermeyeceğini, yalnızca selim bir kalple gelenlerin kurtulacağını bildirir:
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Surah ash-Shuara 26:88-89
- İstikâmet (استقامة) doğruluk ve hayatta tutarlı bir yönelişi ifade eder. Her namazda okuduğumuz Fatiha suresinde yer alır:
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
Surah al-Fatiha 1:6
- Mîzân / Tevâzün (ميزان / توازن) Allah’a, kendimize ve diğer insanlara karşı haklar arasındaki dengeyi ifade eder. Selmân el-Fârisî, Ebû’d-Derdâ’ya şöyle demiştir:
«Şüphesiz Rabbinin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var ve ailenin senin üzerinde hakkı var — o hâlde her hak sahibine hakkını ver.» Peygamber ﷺ buyurdu: «Selmân doğru söyledi.»
Sahîh el-Buhârî 6139
- Fıtrat (فطرة) insanın Allah tarafından verilen asıl doğasıdır:
فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا ۚ فِطْرَتَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا ۚ لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ
Surah ar-Rum 30:30
- Şifâ (شفاء) nihayetinde Allah’tan gelen şifadır:
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
Surah ash-Shuara 26:80
Sentez
İslam’da sağlık veya şifa, bedenin, zihnin ve ruhun uyum (Mîzân) içinde olduğu, Allah tarafından yaratılmış aslî halimize (Fıtrat) geri dönüş anlamına gelir. Tüm şifanın kaynağı olan Allah’ın (cc) mümkün kıldığı bir iyilik hâli (Âfiyet) ve bütünlük (Selîm) durumudur.